Home / Ehl-i Beyt'i Tanıyalım / Gadir-i Hum Bayramı’nın Önemi…
Gadir-i Hum Bayramı’nın Önemi…

Gadir-i Hum Bayramı’nın Önemi…

Bu yazı Üstâd Hizbullah HAKVERDİ‘nin Aşura Kültürü’nün İmam Humeyni’deki Tecellileri isimli kitabından iktibas edilmiştir.

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler (nankörler) topluluğuna hidayet etmez!” [Maide(5): 67]

Veda Haccı dönüşünde, Cuhfe mevkiinde ve Ğadir-i Hum vadisinde nazil olan bu ayet-i kerime üzerine, Resullulah (sav), dağınık halde bulunan yüzbinin üzerindeki sahabe topluluğunu toplayarak bir hutbe irâd etmiştir . Ğadir-i Hum günü denen ve Ehl-i Beyt tarafından bayram olarak kabul edilen bu günde, Resul-ü Ekrem (as), ezcümle şöyle buyurmuştur:

… Sizin mevlanız (veliniz) kimdir? Eshabı ise; ‘Bizim velilerimiz Allah ve Resulü’dür!’ diye cevap verdi. Peygamberimiz (as) de: ‘Ey insanlar’. Benim, mü’minlere öz nefislerinden önce geldiğimi!… biliyorsunuz, değil mi?…’ diye sordu. Onlar: ‘Evet!’ dediler.. Bunun üzerine, Resul-ü Ekrem (as), Hz. Ali (as)’nin elinden tutup: ‘İşte, ben kimin mevlası isem, Ali de O’nun ‘mevlası ‘dır! Allah ‘ım!; ona dost olana dost ol!.. Düşman olana da düşman ol!… Ona yardım edene yardım et!…’ diyerek, Allah’a yalvardı. Ömer bin Hattab, Hz. Ali ile karşılaşınca: ‘Ey İbn-i Ebi Talib! Ne mutlu sana!… Sen, sabahladığında da, akşamladığında da erkek ve kadın bütün mü’minlerin mevlasısın!’ diyerek onu (Hz. Ali’yi) kutladı!“…[*] … Yüzbinden fazla büyük bir topluluğun huzurunda irâd edilen ve eşi ender bir mütevatir haber olan bu mübarek hadis-i şerif, maalesef ümmetin çok büyük kesimi tarafından göz ardı edilmiş, hiç değilse te’vil yoluyla gerçek anlamından ve mecrasından saptırılmaya çalışılmıştır. [**] [**]“Hiç şüphesiz, zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da, gerçekten biziz!” [Hicr(15): 9] Ayet-i kerimesi ile, tahriften korunmuş bulunan Yüce Kur’an-ı Kerim’in bir kısım ayetleri, zaman zaman bazı zevat tarafından (bilerek veya bilmeyerek) mana / anlam tahrifine (te’vil yoluyla) uğramış, bundan dolayı da korunmuş olan Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetleri, ya anlaşılmayan-muğlak-mübhem duruma getirilmiş, ya da tam ters ve yanlış istikamete çevrilmiştir… “Mevedded, Velayet, Tathir, Kıyam, Kevser, Emanet, Ulu’l-Emr, Eimme-i Hûda” gibi.. daha bir çok ayetler, bunun küçük birer örnekleridir… Hatta, bir kısmını, Resul-ü Ekrem (sav) doğrudan doğruya tefsir ettiği ve ‘Bu ayet, şu konu hakkındadır!’ dediği ve bunu da ısrarla belirttiği halde, yine de kastedilen İlâhî anlamı kabule bazı insanlar (o da önde gelen bir kısım ulema) bir türlü yanaşmamış, değişik taktiklerle ve mantık oyunlarıyla, yanlış yolda yürümeye devam etmişlerdir… “De ki: Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız, bana ittiba edin. Ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret etsin! Allah Ğafur’dur, Rahim’dir. De ki: Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kâfirleri (nankörleri) sevmez!” [Al-i lmran(3): 31-32]; “Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için, kendi işlerinde (bile) seçim hakları yoktur…” (Ahzab: 36); “…Peygamber size ne verirse artık onu alın; sizi neden nehyederse, ondan uzak durun!…” (Haşr: 7) gibi.. nice ayet-i kerimeler, o kadar ikaz ettiği ve tehditlerde bulunduğu halde!…

— [*]Tirmizî: Menakib/19; (Terc): 6/267; îbn-i Mâce: Mukaddime/11; (Terc); 1/197,210; Keşf ül-Hafa: 2/274; Müsned-i Ahmed: 1/84, 118, 119, 152, 321; 4/281, 368, 370, 372; 5/347, 366, 419; Dürr’ül Mensur: 2/293; İbn-i Kesir: 12/6525; 13/7100; Mefatih’ul-Ğayb (terc): 9/157; İslam Tarihi (A: Koksal): 10/313;…

Yorum Ekle

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Başa Dön